Sabırlı olmayı öğrenmelisin anne…

Bu akşam Ege ” lütfen sabırlı ol anne,sabırlı olmayı öğrenmelisin” diye beni uyardı.Bu uyarıyı ikinci kez duyunca birden durup , düşünme ihtiyacı hissttim.Neden böyle cümle kurduğunu anlamaya çalışırken birden farkettim ki Ege sonuna kadar haklı..

Ege den böyle uyarılar almaya bayılıyorum..Beni düşünmeye sevkediyor, birşeylerin farkına varmamı sağlıyor..Çok şeker ..Ondan harika şeyler öğreniyorum..Tek yapmam gereken onu duymak,dinlemek ve anlamak..

Ege’nin ihtiyaçlarından biri de anlaşıldığını hissetmek..Çocuklarımızı anlamanın (aslında tüm insanları) da sabır işi olduğunu,duyduklarımızı , dinlemek ve anlamak için çaba gerektiğini, hele de aynı fikirde değilsek çok daha zorlandığımızı düşünüyorum.Ancak doğru ve sağlıklı iletişimin de ancak bu şekilde kurulabileceğini ve doğru iletişiminde sorunların çözümünde anahtar olduğunu da düşünüyorum.Bunun için sabretmeye değer değil mi ?

Bu yüzden, evet Ege’cim sabırlı olmayı öğrenmeliyim :)

Dinlendiğinizi , anlaşıldığınızı hissettiğiniz günler yıllar dilerim herkese..Sevgilerimle..

Emine

Posted in çocuk | 2 Yorum

Bir Maltepe Pazarı Hikayesi..

Fotoğrafçıklık kursunda bu hafta Aynur hocamız bizden proje hazırlamamızı istedi.Herbirimize bir konu verdi.Benim konum ise  “Kadın”.Fotoğraflarla kadın’ı anlatacağım.Keyifli bir konu.

İşte bu sebeple pazardaki kadın manzaralarını çekmek üzere Maltepe pazarına gittim.Daha doğrusu gittik.Ege , Babaannesi , dedesi ve ben..Onlar pazar alışverişlerini yaparlarken bende fotoğraf çektim.Önce çekindim.Belki insanlar rahatsız olabilirler diye..Sonrasında beni gazeteci,televizyoncu zannettiler ve işim pek bi kolaylaştı..Israrla hangi gazete , hangi TV olduğunu sordular durdular.Hiçbirini gazeteci ya da televizyoncu olmadığıma ikna edemedim:) Hatta bazı insanlar” çek çek pazarın pahalılığını çek ” diye beni teşvik bile ettiler.Pazarda tabi çeşit çeşit insan mevcuttu.Ama erkekler , kadınlara göre fotoğraf çektirmeyi daha çok sevdiler(bu sebeple sanırım kadın fotoğrafından çok erkek fotoğrafı çektim)..Yaşlılar gençlere göre daha cesaretli çıktı..Köylü kadınlar ise şehirli kadınlara göre daha sıcak yaklaştı fotoğraflarının çekilmesine..Tabi ki çocuklar yetişkinlere göre daha sempatik ve istekliydi..İstekleri doğrultusunda fotoğraflarını çektiğim çocukların annesi çocukların fotoğraflarını hemen silmemi , düşmanlarının,hasımlarının olduğunu söyledi.Tabi ki hemen sildim.Fotoğrafını çektiğim çoğu insan benden fotoğrafını istedi.Umarım fırsat bulur çektiğim fotoğrafları tab ettirip onlara verebilirim.Ayrıca elimde fotoğraf makinesi gören birçok kişi kendilerinin de fotoğrafa ilgilerinin olduğunu söyleyip benden tavsiye istediler.

Birçok kez pazara çıktım ama ilk kez bu kadar detaylı inceledim pazarı ve pazardaki insanları..Tabi ki fotoğraf sayesinde..İnanın çok mutluyum fotoğraf ile uğraştığım için..Bana bambaşka bakış açısı kazandırıyor..Yepyeni ufuklar açıyor..Teknik bilgim o kadar az ve yetersiz biliyoum ama olsun öğrenmeye niyetliyim.Öğrendikçe de çok daha keyif alıyorum.

Neyse aslında burada anlatmak istediğim Pazarda karşılaştığım insanların hikayesi…Maltepe belediyesi pazarın hemen yanına bir yer yapmış.İnsanlar buraya stand açıyor ve genellikle de kendi yaptıklarını insanlarla paylaşıyorlar.Standlarda gözleme yapıp satanlar,örgü örenler,yaptıkları yemekleri müşterilerine sunanlar..Harika bir görüntü..Özellikle de bir stand dikkatimi çekti.

Stand da güleryüzlü bir kadın nohutlu pilav,kurabiye,tatlı satışı yapıyordu.Fotoğrafınızı çekebilir miyim diye sorduğumda tabi ki dedi.Standın etrafında da 5-6 kadın oturmuş hem sohbet ediyor hem de yemeklerini bekliyorlardı..Bu arada Ege yanıma geldi.Ege dikkatlerini çekti ve ona” sana ne ikram edebiliriz” diye sordular.Ege de sanki kırk yıllık çay tiryakisi gibi” çay lütfen” dedi.Çok hoşlarına gitti ve ona paşa çayı ikram ettiler..Kurabiye isteyip istemediğini sordular ve hemen bir tabure çekip Ege’yi oturttular.Ege de tabi bu ilgiden çok mutlu bir şekilde oturdu taburesine ve çayını yudumlamaya başladı.Ama aklı yanında oturan teyzelerin yediği nohutlu pilavda kaldı.Ben önce tereddüt ettim.Sonra oradaki kadınlardan bir tanesi benim tereddüt ettiğimi anlayınca “burası bizim arkadaşımızın yeri ve evleri buraya çok yakın evden şimdi getirdiler,biz her zaman buraya geliyor ve yiyoruz “dedi.Ege de çok ısrar edince bir tabak nohutlu pilav aldık.Ege de afiyetle yedi ve gerçekten çok lezzetli idi.

Sonrasında sohbet etmeye başladık.Stand da teyze ve iki yeğeni birlikte çalışıyorlarmış..Daha doğrusu teyzesine yardım ediyorlarmış..Yemekleri ise teyzelerinin kızı yani kuzenleri yapıyormuş.Kuzenleri engelliymiş..Kuzenlerinin en keyif aldığı şeylerden biri yemek yapmakmış.İki sene önce Maltepe belediyesi bu standları oluşturunca akılların böyle fikir gelmiş ve iki yıldır devam ediyormuş.Gördüğüm kadarı ile müdavimleri oluşmuş.Biz orada iken nohutlu pilavları bitti.Birçok kişi eli boş döndü.

Fotoğraf karelerinde yemek yapan kuzenin olmasını onlar da ben de çok istedik ama bugün biraz rahatsız olduğu için standa gelememiş.Ancak her pazartesi ve cumartesi günleri burada oluyorlarmış.Haftaya yine buluşmak üzere sözleştik.Hem çay içeceğiz hem de ben fotoğraf çekeceğim.Harika değil mi..Bu dört kadını çok sevdim.Hikayelerinin detayını haftaya öğreneceğim.

Diğer standda ise gözleme yapan bir kadın vardı.Bir süre onu izledim.Acaba hangi motivasyonla bu kadar şevkle gözleme yaptığını merak ettim.Sonrasında” fotoğrafını çekebilir miyim” diye sordum.”Tabi ki çek ama yakmayayım fotoğrafları ” dedi gülerek.”Bak” dedi, “bu gözlemeleri yapıyorum , satıyorum ve böylelikle de çocuklarımı okutuyorum” dedi.Anladım ki motivasyon buradan geliyormuş.

Bu hayatlara bir şekilde dokunduğum için kendimi mutlu hissettim.Böyle insanların varlığı kendimi iyi hissettiriyor.İyi ki varlar..

Haftaya ben yine Maltepe pazarındayım…Bu arada projem için farklı farklı fikirlerim var..Umarım hepsi için fırsat bulabilirim.

Sevgilerimle…

Emine..

Posted in Uncategorized | 8 Yorum

Ege ile Kıyıköy…

Geçen çarşamba okulu kırıp Ege ile baharı karşılamaya Kıyıköye geziye gittik:) Hem benim hem de Ege için keyifli bir gezi oldu.Aslında gezi öncesi biraz endişeliydim.Çünkü gezideki tek çocuk Ege olacak,otobüs ile seyehat edecek ve yolculuk yaklaşık 3 saat sürecekti.Ege bu süre içinde sıkılabilir,huysuzlanabilirdi.Onun için yorucu olabilirdi.

Bütün bunları geziye çıkmadan önce düşünüp,buna göre birtakım önlemler aldım.Çok da başarılı oldu.Bunları sizinle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Ege’ye gezi hakkında bilgi verdim.Orada nelerle karşılaşabileceğini,kimlerle gittiğimizi,nasıl gideceğimizi,orda neler yapacağımızı tek tek anlattım.Onun fikrini aldım.

Erken kalkacağımızı da belirttim.Çünkü zamanından önce uyandırıldığında Ege sinirli olabiliyor.

Gezide ben fotoğraf çekerken ,Ege’nin de çekmek isteyeceğini düşünerek ,onun fotoğraf makinesini de yanıma aldım.(hafıza kartı temizlendi,piller şarj edildi.Hiçbirşey şansa bırakılmadı:))

Ege için kocaman bir çanta hazırlandı.İçinde ise ,

Üstü başının kirlenmesinin sorun olmaması için yedek kıyafetler,

Canının sıkıldığı anlarda oynaması için sevdiği oyuncaklar,

Boya yapmayı sevdiği için,boya kalemlerini ve bol miktarda kağıt,

Hamur yapmaktan da hoşlanıyor,birkaç renkte hamur,

Birde yemekten hoşlanacağı yiyecekler aldım

Uno , şu sıralar favorilerinden.O da hooop çantaya..

Bol resimli kitap ve dergilerde çantadaki yerlerini aldılar.

En son çare olarak da Begüm’ün ipodu yanımızdaydı.

Ne mi oldu ?

Ege sabah 06:00 da hiç sorunsuz uyandı.

Otobüs ile yolculuktan hoşlandı.Trafikte kalmamıza rağmen hiç mızmızlanmadı.Arabalar ilgi alanı olduğu için yol boyunca yeralan arabalar hakkında sohbet ettik.Bir ara Uno oynamayı denedik ama hareket halindeyken pek kolay olmadığını anladık.Sonrasında biraz uyudu.Neredeyse 4 saate yakın süren yolculuğumuzun sonunda Ege’nin otobüsten inen insanlar “aaa otobüsde bir çocuk mu vardı?” diye şaşırdı.

Sabah kahvaltısını tabi güzel havanın etkisi ile de büyük bir iştahla yaptı.

Gezi boyunca insanlarla tanıştı.İnsanların ilgisi ile karşılaştı ve bundan çok keyif aldı.

Ben fotoğraf çekerken , o da fotoğraf çekti.Bence gayet başarılı fotoğraflar oldu.

Otobüs ve şoförünü çok merak etti.Gidip onunla tanıştı.

Gezi deki insanlara çiğ fındık ikram ederek, onların gönüllerini fethetti.

Açıkhava da , muhteşem bir doğada olduğunun farkına varıp , bundan da keyif aldı.Doğayı inceledi.Salyangozlar gördü,kurbağaların sesini dinledi.Tekneler çok ilgisini çekti.Çiçekler topladı.

Tabi bazı anlarda sıkıldığı oldu ama bu durumlarda ona hazırladığım küçük süprizlerle karşılaşmak sıkıntısı hemen giderdi.

Kısacası , mutlu anlar hanemize birgün daha ilave ettik.Bir de bunu fotoğraflarla ölümsüzleştirdik.

Ha bu arada ipodu kullanmamıza hiç mi hiç gerek kalmadı :)

Geziye çıkmadan önce yapılan minik hazırlıklar ve çocuğunuza bilgi vermek bizde çok işe yaradı.Tavsiye ediyorum.

Herkesi kocaman öpüyorum..Sevgiler,

Emine

Posted in Uncategorized | 1 Yorum

İlaçların yan etkileri…

Son yazdığım yazının üzerinden aylar geçmiş.Farkında değilim.Neyse belki de iyi oldu.Konular birikti.Hepsini teker teker yazarım artık:)

Son 1,5 ay benim için çok keyifli geçmedi..Ege önce beta oldu,sonra kulağında sıvı birikti, arkasından da ilaçların yan etkisini yaşadı.

Burada özellikle kullandığı ilaçların Ege üzerinde yarattığı olumsuz etkileri paylaşmak istiyorum.Çünkü biz ilk kez karşılaştık ve epey panik olduk.

Bu sene Mart ayına kadar Ege pek hasta olmadı ve ben tam  Ege bu seneyi çok iyi atlatıyor diye düşünürken , Ege boğazının ağrıdığını söyledi.Genel durumunda pek bir sıkıntı yoktu ama yine de doktorumuza götürdük.Doktorumuz muayene etti ve “Pek sanmıyorum ama şu sıralar yaygın hadi bir beta testi yapalım ” dedi.Düşündüğün aksine test sonucu pozitif çıktı ve 10 günlük antibiyotik tedavisine başladık.4 gün boyunca da okula göndermedim.10 günün sonunda Ege gayet sağlıklı gözüküyordu fakat hafif nezle gibiydi.Bir süre böyle gittikten sonra bir sabah Ege dişim ağrıyor diye uyandı,hafif ateşi de vardı.Önce kalıcı dişlerin gelmeye başladığını düşününerek doktorumuzu gittik.Dişi değil de kulakta sıvı birikmesi olduğunu anladık ve yine 10 günlük antibiyotik tedavisine başladık.Hafif  öksürük de vardı.Doktorumuz ilave bir ekspektoran bir şurup verdi.

Asıl anlatmak istediğim işte bu ekspektoran şurup ile ilgili..Genelde doktorumuz bize hava yolu ile alınan ilaçları veriyordu.Neyse Ege 5 gün boyunca bu şurubu sabah ve akşam 1 doz olmak üzere kullandı.Bu sürede yine okula gitmedi.Ama Ege mutsuz , sinirli ve pek keyifsiz idi.Bu durumu hastalığına ve antibiyotik kullanımına bağladım.

Durumun geçeceğini umarken , Ege sabah uyandığında ayaklarının üzerine basamıyordu.Neyseki Ertan evdeydi ve hemen doktora götürdük.Doktorumuz kontrol etti ve bazı kan tahlilleri yaparak , sorunun eklem yerlerinde toksin birikmesi olduğunu söyledi.Sorunu kısa sürede atlattık.

Ancak yaşadığı tüm bu olumsuzluklar ve ilaçlar nedeniyle Ege’nin sinirli hali öfkeye dönüştü.Hiçbirşey onu mutlu etmiyordu ve aniden öfkeleniyordu.Ege’yi tanıyanlar bilir sakin ve sınırlarını bilen bir çocuktur ve özellikle de bana karşı ağzında asla negatif cümleler çıkmaz.Sürekli” yeter artık,bıktım sizden,beni anlamıyorsunuz” diye avazı çıktığı kadar bağırıyor sonra odasının kapısını çarpıyordu.Sürekli öfkeli biçimde söyleniyordu.Bu süre içerisinde bizi kesinlikle duymuyor ve dinlemiyordu.Gönül bağı tamamen kopmuştu.Hatta vurmak ve tırmalamak istiyordu.15-20 dk bu durum devam ediyor ve sonra sakinleşiyordu.Sakinleştiğinde”Ege’cim seni rahatsız eden birşey mi var “diye sorduğumuzda” Bilmiyorum , öfkeme engel olamıyorum” diye cevap veriyordu.Bu durum aynı gün içerisinde tam 5 kere tekrar etti.Dışarı çıkmanın faydası olur diye açıkhavaya çıktık ama yarı yolda geri eve döndük.Öfke nöbeti geçtikten sonra uykuya daldı ve 4 saat boyunca uyudu.Bu arada ben ilaçların yan etkilerini,yaş dönemlerini araştırmaya başladım.Doktorumuzu aradım.İlaçların yan etkilerinin ilacı kullandığı süre içerisinde etkili olacağını söyledi.Ege’yi takip etmemizi önerdi.Uyandıktan sonra Ege biraz daha rahatlamış gözüküyordu.Ama biz diken üzerinde idik.Çünkü hem onun hemde bizim için yıpratıcı bir süreç idi.Sebebini bilemediğimiz bir durumdu.İlaçların yan etkisi mi , yaş dönemi mi, ya da bizim farkına varmadığımız bir travma mı , ne bileyim belki farkında olmadan bizim yaptığımız ya da okulda yaşadığı bir şey…Bilemiyorduk.Ben bu duruma kullandığı ekspektoran ilacın yan etkisinin neden olduğunu düşünüyordum çünkü yan etkileri tam da Ege’nin durumunu açıklıyordu (sinirlilik,anksiyete,acitasyon) ama bu sürede ilacı kullanmıyorduk.Doktorumuz da etkilerin ilaç kullanımı süresince etkili olduğunu söylemişti.Sonrasında okulu ile görüşmeye karar verdim.Önce telefon ile Michelle’i aradım.Durumu açıkladım.O da çok şaşırdı.Sonra okul psikoluğumuz ile görüşmek üzere okula gittim.Hem Michelle , hem de Gülşah hanıma durumu detaylı bir şekilde anlattım.Gülşah hanım anlattıklarımın yaş dönemi ile açıklanamayacağını, ya ani bir travma ya da ilaçların yan etkisi olabileceğini anlattı.Michelle ekspektoran ve öksürük şuruplarının yıllar önce ABD de 0-6 yaş çocuklarda yasak olduğunu ve 6-12 yaş çocuklarda da doktorların en son çare olarak kullandıklarını söyledi.Bu arada her ikisine de gösterdikleri duyarlılık ve ilgiden dolayı çok teşekkür etmek istiyorum.

Bu tip ilaçların her insanda aynı yan etkiyi yaratmadığını biliyorum ama bazı ülkeler bunu belli yaş grupları için yasaklarken bizde hemen hemen her reçete de bu ilaçların yeraldığını bilmek beni ciddi anlamda üzdü.Şu anda bu durumun kullandığımız bu ilaç nedeniyle olduğuna düşünüyorum.Bence bu ilaçların kullanımı kesilse bile , vücuttan atılıncaya kadar yan etkilerini gösteriyor.Bizim de yaşadığımız şey buydu sanırım…

Ege şu an gayet iyi..Ama  yüzümde onun bir tırnak izi var onu gördükçe çok üzülüyor..Acıyor mu diye soruyor..Birileri yüzünüze ne oldu diye sorduğunda Ege ortamda ise ben antibiyotik ve ilaç kullanıyordum, sinirliyimdim o yüzden oldu diye açıklama yapmak ihtiyacı duyuyor.Geçen gün anne sana galiba bir özür borçluyum dedi.Bu bir krizdi bizim için ve en az zararla çıktığımızı umuyorum.

Tabi ki burada kullandığımız ilaçların yan etkilerine dikkat çekmek istedim.Ama bir de belirtmek istediğim olağan dışı olaylarla karşılaştığımızda vereceğimiz doğru tepkileri bilebilmek.Kendi adıma bu olayda doğru tepkiler verebildiğimi düşünüyorum.Bunda da geçen yıllarda Sedeften aldığım “Çocuklarla elele ebeveynlik” eğitiminin çok katkısı olduğumu belirtmeliyim.Ona kocaman bir teşekkür…

Ne mi yaptım kriz anında yalnızca ona sarıldım ve ”Sen benim biricik Egemsin ve benim için çok özelsin” dedim.O anda onun ihtiyacı olan onun yanında olduğumu bilmesiydi.

Herkese sağlıklı,keyifli mutlu günler dilerim…Sevgiler

Emine

Posted in Uncategorized | 2 Yorum

Ben şirket sahibi bir kadınım…

Şaşırdınız değil mi ? Bu zamana kadar hiçbiriniz bunu bilmiyordunuz.Şirketin sahibi de benim , genel müdürü de.Birçok açıdan sorumluluğu yüksek ama bir o kadar da keyifli.. En keyifli yanı ise zamanı istediğim gibi planlayabilmem.Bu bana müthiş bir özgürlük sağlıyor.Harika değil mi ? Hep hayal ettiğim gibi..

Şirketimin İnsan kaynakları,Halkla ilişkiler,Satınalma,Mali İşler,Eğitim gibi departmanları mevcut.Mali işlerden sorumlu , harika bir danışmanım var ve tüm finans işlerini ona bırakıyorum:)

Ha bu arada şirketimin varolma sebebini de açıklayayım..Hayatdaki amacım ile aynı “Mutlu olmak ve Mutlu etmek”.

Şirket de gerçekleştirilen tüm projerlerde bu amaca uygun olarak belirlenir ve sonuç da buna göre değerlendirilir.

Şirketin en önemli varlığı insanlardır.Onların fiziksel,ruhsal,sosyal,entellektüel gelişimleri ile şirketin değeri doğru orantılıdır.İnsanların fiziksel gelişimleri için beslenme önemli bir konudur.Sağlıklı gıdalar araştırılır ve tedariki sağlanır.Sağlıklı şekilde pişirilir ve sunulur.Ruhsal gelişimleri için koşulsuz sevgi verilir,güvende hissetmeleri sağlanır,takdir edilir ve saygılı davranılır.Sosyal gelişimi ile yeraldığı çevreye duyarlı olması ve bu çevrede bazı rollerin üstlenilmesi , ayrıca şirket dışında sorumluluklar alınması sağlanır.Entellektüel gelişimi için eğitimler verilir,kitap okunması,tiyatro,sinema, yani sanatsal faaliyetler desteklenir.İnsan kaynakları da bunları sağlamakla sorumlu..

Şirketimde eğitim önemlidir.Yeni bilgiler duygu ve mantık süzgeçinden geçtikten sonra uygulamaya alınır.

Halkla ilişkiler de şirketimle ilişki içerisinde olan birim ve insanların mutluluğu da sağlanır.Talep, istek , önerileri hep gözönünde bulundurulur.Kendilerini önemli ve değerli hissetmeleri sağlanır.

Satınalma ise işte tüm bunları sağlayacak kaynakların tedarik edilmesi amaçla kullanılır.

Gördüğünüz gibi birçok birim ve onların alt birimleri mevcut ve bunların yönetilmesi ciddi bir iş değil mi ?

Şirketimi çok merak ettiniz değil mi ? Benim şirketim evim..Tek fark yaptığım tüm bu işler karşılığında maddi bir karşılık almamam.Ama manevi karşılığı tarifsiz..

Hissettiklerimiz olaya nasıl baktığımızla çok alakalı.Ne yaptığınız değil , nasıl yaptığınız ve nasıl hissettiğiniz önemli sanırım..

Sevgiyle kalın..

Posted in Uncategorized | 3 Yorum

Uykudan önce…

Biraz önce Ege uykuya daldı.Kimbilir belki de rüya görmeye bile başladı :) Bazen rüyasında komik şeyler görüyor galiba, öyle güzel kıkırdıyor ki..Hele o şekilde uyanırsa güne çok mutlu başlıyor.Bu nedenle uykuya dalmadan önce keyifli şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Uykudan önce mutlaka kitap okuyoruz.Bazen kaytarmaya çalışsam da Ege asla izin vermiyor “Anne ben kitap okumadan uyuyamam ki “diyor :) Ben kitabı okuduktan sonra o da resimlerine bakarak kendi hikayesini anlatıyor.Sonra duamızı ediyor,biraz sohbet ettikten sonra da uykuya dalıyoruz.Sohbet konumuzu genellikle Ege belirliyor.Bazen onu rahatsız eden konuları, bazen öğrendiği yeni bilgileri anlatıyor.Bazende öğrendiği şarkıları söylüyor.

Bugün özellikle yazmak istedim.Çünkü söyledikleri çok keyifliydi.Önce “Allahım ben büyümek istemiyorum,hep çocuk kalmak,bir de başkası değil Ege olmak istiyorum” diye dua etti.(Çok tatlı değil mi ? Ege olmak ve çocuk olmak onun için ne kadar önemli.Biz büyüklere zaman zaman onların çocuk olduklarının ve kendi isimleri,kişilikleri olduklarının hatırlatılması gerekiyor maalesef )

Sonrasında da bana dönüp “İyi ki sen benim annem olmuşsun,bunun için Allahıma teşekkür ediyorum” dedi.Arkasından “sen benim çok özel annemsin “ diye ekledi.Var mı böyle güzel birşey..Yok tabi :) Çok ama çok mutlu oldum.Bugün ciddi bir başağrım vardı , bu cümleleri duyunca o bile geçti.

Sonra merakıma yenilip Ege’ye “Peki bazen sana kızıyorum o zaman ne hissediyorsun?” diye sordum.Ege’nin cevabı “ANNE BEN SENİ HER KOŞULDA SEVİYORUM” oldu.Ege bir kez daha sevginin koşulunun olmayacağını hatırlattı.Canım oğlum iyi ki sen de bizim oğlumuz olmuşsun.Senin deyiminle iyi ki bizi seçmişsin.

Herkese keyifli uykular..

Posted in çocuk | 2 Yorum

Fotoğraf…

Beni tanıyanlar bilirler bir yere giderken ilk aldığım şey fotoğraf makinemdir.Fotoğraf çekmeye bayılırım.Fotoğraf benim için o anın ölümsüzleşmesidir, doğayı,insanı,duyguları kısacası hayatı anlamanın bir yoludur,mutlu hissetmektir.Aynı zamanda unutmamak ve hep hatırlamaktır.Keşfetmektir kendini ve bütün alemi.

Yıllarca fotoğraf çektim ama tamamen bilinçsizce,bilmeden,öğrenmeden.Çok istedim öğrenmeyi,eğitimini almayı ama olmadı. Ama şimdi benim için fotoğrafı ve fotoğrafçılığı öğrenme zamanı..Böyle bir fırsata sahip olduğum için mutluyum.Uzun zamandır araştırıyordum fotoğrafçılık kurslarını ama bir türlü olmuyordu.Doğru zaman değilmiş demek ki..

Şu anda İsmek’in Altıntepe de açtığı digital fotoğrafçılık kursuna devam ediyorum.3 hafta oldu başlayalı.Şu ana kadar öğrendiğim bilgilerin yanısıra ortamda beni etkiledi.Birbirlerinden  farklı birçok insan aynı tutku çerçevesinde biraraya gelmiş.İnsanları birbirine bağlayan şeyin paylaşılan ortak hedefler,duygular,tutkular olduğuna inanırım.İlk günün yabancılığını üstümüzden attıktan sonra grupla kaynaşmaya başladık.Tabi bazı arkadaşlarla daha iyi bir frekans yakaladık Bazıları ile daha mesafeli şu an ama ileri ki zamanlarda iyi bir ekip olacağımıza inanıyorum.Umarım güzel dostlukların temelini atmış oluruz.

Hocamızın adı Aynur.Çok enerjik,pozitif ve tabi ki bilgili..Bizim ilgimizi anlattıklarına odaklayabiliyor ki bence çok önemli..Sıkmadan,yormadan,konsantrasyonumuzu kaybetmeden bilgileri aktarabiliyor.Özellikle de ilk dönem teorik bilgilerin daha yoğun olacağı düşünüldüğünde böyle eğlenceli bir hocamız olduğu için şanslıyız.Tabi ki İpekten bahsetmeden geçemeyeceğim , o da bizim gubun jokeri,organizatörü ve neşe kaynağı :)

Bu süre içinde alacağım makineye karar vermiş bulunuyorum.Allahım ne kadar cahilmişim bu konuda..Ne çok detay varmış aslında makine alırken..Şu an biraz daha bilinçliyim neyse ki..

Son dersimizde Aynur hocam verdiği bilgilerle kafamızı biraz karıştırdı ama bunun doğal olduğunu düşünüyorum.En azından lens’in üzerindeki rakamların, harflerin ne anlama geldiğini öğrendik :) Öğrenilecek çok şey var tabi..Ama insanın sevgi ile yaptığı bir şeyi daha kolay öğreneceğini inanıyorum..

Sıra fotoğraf makinemi almaya geldi.Gerçekten heyecanlıyım..Hocamız bir makina alırken teknik özelliklerinin yanısıra o makinayı hissedeceğimizi ve hatta aşık olacağımızı ve buna göre karar vereceğimizi söyledi.Çok hoş..Makinamıza çok iyi bakmamız gerektiğini de hatırlattı.Salı günü makinamı almayı düşünüyorum.Canon EOS 60D.Dedim ya heyecanlıyım.

Şimdiden etrafa farklı gözle bakmaya başladım . Makinamla güzel insanlarla birlikte , harika kareler çekeceğime inanıyorum :)

Bu arada Ege büyüdüğünde fotoğrafçı olmaya karar verdi :) Artık oğlumla birlikte dünyanın her yerinde güzel fotoğraflar çekeriz kimbilir :)

Kocaman öptüm..Sevgilerimle..

Posted in Uncategorized | 3 Yorum